Manisa Tarzanı’nın yolunda, SPİL DAĞI Efsanesi’nin peşine düştüm
Şehrin yanı başında, kar yağınca bambaşka bir güzelliğe bürünen harika bir dağ var.
Manisa Tarzanı’nın yıllarca diktiği binlerce ağaçla yeşilliğine yeşillik kattığı Spil Dağı, çıkmasını, inmesini, uzaktan seyretmesini, zirvesinden manzarasını çok sevdiğim bir doğa parçası.
Dağ havasının özellikle kış mevsiminde her zaman bir belirsizliği vardır. Bulutsuz, masmavi gökyüzü ve pırıl pırıl güneşin yerini bir anda sis, fırtına, kar yağışı alabiliyor. Dağlara, böyle olumsuz hava şartlarına her zaman hazırlıklı olarak çıktığım için kontrol hep bende oluyor ve büyük bir sorun yaşamıyorum.
Subaru XV, sürekli simetrik 4×4 özelliği ve kış lastiklerinin de desteğiyle karlı ve buzlu dağ yollarında engel tanımadan beni istediğim her yere ulaştırıyor.
İstediğim yerler, karlı dik orman yollarının başladığı noktalardı. Snowboard yapmak için eğimi güzel yerler arıyordum. Bulduğum yokuşların başında arabayı bırakıp gidebildiğim kadar yükseğe çıktım. Boardla kayarak indim.
Kayak merkezleri yerine böyle sessiz sakin, sportif bazı aktivitelerin denenmemiş olduğu yerlerde kendimce ilkleri gerçekleştirmek beni çok mutlu ediyor.
Spil’in karlı yollarında ilerlerken, her zaman görmeye alışık olmadığım doğa manzaralarıyla karşılaşıyorum. Bu dağda yıllardır özgür yaşayan Yılkı Atları, fırtınanın karı süpürüp açtığı topraklardaki otları yiyorlar. Belki birkaç saat sonra o toprak da karla örtülecek ve yiyecek bulamayacaklar.
Kış aylarında gündüzler çok kısa ve vadilerdeki ormanlara karanlık çabuk çöküyor. Geceyi geçirmek için bir an evvel hazırlıklarımı yapmam gerekiyor. Orman yollarını takip ederek daha önce gözüme kestirdiğim bir alana gidiyorum.
Renkli XV ile gidebildiğim kadar ilerliyor, yolun bittiği yerde park edip malzemelerimi yüklenip yürüyerek devam ediyorum.
Gölgeler giderek uzuyor. Soğuk yüzümü ısırıyor. Tüm malzemelerim tam olduğu için kendimi güvende hissediyorum. Acilen kamp yerimi belirleyip hazırlıklarımı tamamlamam lazım. Hava karardıktan sonra kamp yeri bulup yerleşmek biraz stresli oluyor.
Gece bulutsuz hava sebebiyle -10C derecelere kadar düşük olacak hava sıcaklığı, rüzgarlı açık alanlarda çok daha soğuk hissedilecek. Bu yüzden rüzgardan korunaklı bir vadide kalmaya karar veriyorum.
Kamp malzemelerimi taşıdığım sırt çantamda, bazen çok detaycı, bazen de çok minimalist oluyorum. Bu kamp için tercih ettiğim minimalist malzemem bir hamak çadır. Beni soğuk karlı zeminden uzak tutacak. Bu bölgede yıllardır rastlanmasa da kurtların ulaşamayacağı yükseklikteki hamak çadırımda güvende olacağım.
Hava epey soğuk olacağı için bu gece asla yağmur yağmaz. Kar yağışı da beni etkilemeyecek. Extrem derecesi -37C olan uyku tulumum, gece -10C derece olacak hava koşulunda beni fazlasıyla sıcak tutacak.
Gece yarısından sonra vadiye kadar giren şiddetli rüzgarla sallanan hamak çadırımı bir dahaki sefere daha az sallanacak şekilde sabitleyeceğim.
Hayaller kurarak uykuya daldığım gece keyifli geçiyor. Rüzgar gece boyunca çamlar arasında uğuldadı. Muhtemelen tüm hayvanlar benim gibi bir yerlere sığınmıştı.
Sabah her zamanki gibi gün doğmadan uyandım ama soğuk sebebiyle güneşin ilk ışıklarını görmeden tulumdan çıkmak istemedim.
Önceki gün hedikle ancak ilerleyebildiğim bol karlı zemin, çok soğuk geçen gecenin etkisi ile sabah porselen gibi buz olmuştu. Çantamı yerleştirip dönüş yoluna koyulduğumda, engel olamadığım duygular yine ruhumu sarıyor
Kamp alanını arkamda bırakarak ayrılmak içimi buruyor. Oradan ayrılmak, bitmesin istediğim o güzel anları sanki tekrar yaşayamayacakmışım hissi veriyor. Yine geleceğim. Yine başlayacak ve maalesef yine bitecek.
Renklerini görünce içim açılan Subaru XV beni bıraktığım yerde bekliyor.
Spil’in virajlı yollarından Manisa’ya doğru inerken, Nif Dağı ve ufuktaki İzmir Körfezi belli belirsiz seçiliyor.
Sağlık, yeterli zaman ve içimdeki keşfetme isteği oldukça aynı doğa aşkı ile yeni maceralar başlayacak. Bunu bilmek içimi rahatlatıyor.
instagram : dincersertkaya
facebook: dincersertkaya
www: www.dincersertkaya.com
photocredit: Dinçer Sertkaya