Filmlere konu olacak kadar etkileyici tarihini, dağından adacıklarına, manastırlarından kalelerine, balıklarından kuşlarına sayısız güzelliğini öğrendikten sonra benim için çok daha çekici bir yer haline geldi.
Bafa Gölü karayoluyla İstanbul’a 600 km, İzmir’e 150 km, Muğla’ya ise 115 km uzaklıkta. Havayolu ile ulaşım için en yakın havalimanı ( Milas-Bodrum Havalimanı ) 45 km mesafede.
Konaklama için güleryüzlü bölge halkının işlettiği çok şirin pansiyonlar var.
Bafa Gölü, tarihte önemli bir yeri olan Latmos Limanı’nın, Ortaçağ sonlarına doğru Menderes Nehri’nin getirdiği alüvyonlar ile denizle olan bağlantısının kopması sonucu oluşmuş. Denizden koptuğu bölgede Büyük Menderes deltası var. Yaban hayatı yönünden, özellikle de kuşlar açısından çok zengin olan göl ve çevresi 1989 yılında Bafa Gölü Tabiat Parkı olarak ilan edilmiş.
Gölde Karga Asarı, Menet, İkice ve Kapıkırı isimli 4 tane ada var. Ben göl içerisinde kano ile gezmeyi ve bu adaların çevresinde dolaşmayı çok seviyorum. İsteyenler gölde tekne turlarıyla gezebilirler.
Fotoğraf meraklıları ve kuş gözlemcileri için harika bir doğal alan burası. Tabiat parkında görülebilecek 250 civarında lokal ve göçmen kuş türü var. Göl çevresinden Latmos Dağı’nın zirvesine kadar, tepeden tırnağa kadar manastırlar, kaleler, kaya resimleri, kaya mezarları, kral yolları gibi tarihi kalıntılar ile dolu olan bölge, tarih ve trekking tutkunları için gezmekle bitiremeyecekleri kadar alternatif rota ile dolu. Bir şeyler kaçırmamak ve hakkını verebilmek için rehber ile gezilmesini tavsiye ediyorum. Dünyaca ünlü bir ekoturizm noktası olan bölgedeki köylerde yerel halktan rehberleri kolayca bulabilirsiniz.
Latmos Dağı ve çevresi, inanılmaz büyüklükteki kayalar ve bu kayaların şaşırtıcı ilginçlikteki şekilleri ile kesinlikle büyüleyici. Bu kayalar, Boulder denilen kısa kaya tırmanışı sporunu yapmak için bölgeye gelen sporcular için tam bir cennet. Ben de bu sporu çok seviyor ve yapmak için sık sık Bafa’ya geliyorum. Köylüler Boulder sporcularını Taşçı olarak adlandırıyor. Bu isim bana çok sempatik geldi.
Bu sporu yapanların yere düştüklerinde yaralanmamaları için emniyet amaçlı kullandıkları crushpad’ler pansiyonlardan kiralanabiliyor.
Düzlük ve toprak alanların kısıtlı olduğu bölge tarım için çok elverişli değil. Ancak çok verimli zeytin ağaçları asırlardır bölge halkının temel geçim kaynağı olmuş. Turizm, arıcılık, hayvancılık ve balıkçılık diğer geçim kaynakları.
Köylü kadınların yaptığı el işlerini, kolye ve bilekliklerin güzelliklerini görünce almadan geçemiyorsunuz.
Gölde en yaygın olan balıklar kefal ve yılan balığı. Her ikisi de çok lezzetli olmakla birlikte yılan balığı yemenizi tavsiye ederim. Mümkünse odun ateşinde ızgara olarak isteyin. Bu lezzeti her zaman her yerde bulamazsınız. Balıkçıların ağlarından çıkan balıklar, gölün iki kıyısında bulunan su ürünleri kooperatifine ait satış noktalarından alınabilir veya pansiyonların restoranlarında sipariş edilebilir.
Yurt içi tüketimin dışında bu balıkların ihracatı da yapılıyor. Özellikle kefal havyarı ve yılan balığı yurt dışında çok rağbet görüyor.
Bölge her yönüyle o kadar ilgi çekici ve o kadar çeşitlilik içeriyor ki yazmakla, anlatmakla bitecek gibi değil. İyice gezip görmeden, birkaç gün konaklayıp bu atmosferde bulunmadan değerini anlamanız çok zor. Bence bir değil birkaç kez gelinerek, her gelişte yeni bir şey keşfederek hakkını verebileceğiniz bir bölge Bafa.
instagram : dincersertkaya
facebook: dincersertkaya
www: www.dincersertkaya.com
photocredit: Dinçer Sertkaya